|
14.
KIL DÖNMESI
Tanımı
Kıl dönmesi veya
sinüs pilonidalis fistülü (pilus=kıl, nidus=yuva) apış bölgesinin başlangıcında
ve genelde ortasında bulunan ve kuyruk sokumu kemiğine kadar inen, boru şeklinde
bir kanaldır. Bu fistülün içinde bir veya daha fazla kıl bulunur. Herhangi bir
belirtisi olmadığı gibi, kronik enflamasyon (yangı) gösterebilir veya
iltihaplanarak apseleşebilir. Dış kısımda bir veya daha fazla fistül ağızı
görülebilir ve bir veya birkaç tane fistül kanalı mevcut olabilir.
Nedenleri
Bugüne kadar
nedenleri tam olarak bilinmez ise , daha sonradan oluşan bir hastalık olarak
tanımlanmaktadır. Bazı teorilere göre, fistülün oluşumunu doğuştan bir kistik
yapı sağlamaktadır, fakat bunlar az taraftar bulmaktadır.
Oluşturan mekanizma olarak , kalça
etlerin birbirine sürtünme hareketinin sonucunda kırılmış kıllar sivri uçları
ile cildin içine girdiği düşünülmektedir. Kılın keratin yapısı küçük olta ucu
gibi görev yapar ve kılın daha derine girmesini sağlar. Orada vücut tarafından
yabanci cisim gibi algılanır ve etrafında granulom denilen doku örülür. Bu doku
artik kendiliğinden iyileşemez (belirtisiz şekli), fakat ilitihaplanabilir (akut
veya kronik şekli).
Yoğun kıllanma, fazla kilo, aşırı
terleme, sürekli oturma ve yetersiz hijyen gibi durumlar destekleyici
faktörlerdir.
Belirtileri
Asemptomatik
(belirtisiz) şeklinde herhangi şikayetler yoktur, sadece dış bölgede genelde
tesadüfen görülen bir veya birkaç tane fistül ağızı bulunmaktadır. Akut durumda
şişlik, kızarıklık ve şiddetli ağrılar oluşur ve cerahatlanma görülür. Kronik
şeklinde ise ağrılar pek olmaz, fakat akıntılar mevcuttur. Fistül ağızı kapanıp
akıntı durdurulursa, tekrar apseleşmeye yol açar.
Çok uzun süreli
kronik gidişatlarda vakaların % 0,1 inde kötü huylu değişimler gözlenmiştir.

Tedavisi
Fenol veya gümüş
nitrat solüsyonlar kullanılarak ameliyatsız tedavi yöntemleri vardır, fakat
bunların başarıları düşüktür ve yüksek zehir oranına sahiptirler.
O nedenle
iyileştirme cerrahi bir girişim ile gerçekleştirilir ve çeşitli ameliyat
teknikleri vardır. Bunlar, ameliyat sonrası yarayı açık bırakma, yaranın
dikilmesi veya plastik bir şekilde kapatılmasıdır.
Apseli durumlarda
önce cerahat boşaltılır ve ikinci bir ameliyat ile fistül alınır. Önemli olan,
ameliyat esnasında bütün fistül yollarının temizlenmesidir.
Proktoklinik te
yeni ve az ağrılı yöntem uygulanmaktadır: lazer
obliterasyonlu minimal invazif fistülektomi.
Bu yöntem, özellikle
bir veya iki fistül yolların bulunmasında uygundur. Bölgesel anestezi altında
özel bir tıraşlama ucu ile fistül içten temizlenir ve ELVeS lazer ile içten
küçültülür. Böylece açık yara oluşmadan, fistül vücut tarafından yara dokusuna
dönüştürülür ve birkaç hafta içinde tam iyileşir. Normal yara kontrollerin
dışında herhangi bir özel ameliyat sonrası tedavi gerektirmez.
Geniş çatallaşmış
fistül yapısında veya cerahatlanma durumunda açık ameliyat yöntemi
uygulanmaktadır.
geri
|
Anasayfa
MAKAT HASTALIKLARI KİMSENİN
KONUŞMAK İSTEMEDİĞİ KONU
|
REKTUM (KALIN BAĞIRSAK UCUNUN)
ANATOMİSİ
|
HEMOROİT ASLINDA NEDİR ?
| HEMOROİT HASTALIĞI NASIL OLUŞUR ?
|
HEMOROİT HASTALIĞIN BELİRTİLERİ
|
UYGULANMAKTA OLAN HEMOROİT TEDAVİLERİ
|
PROKTOKLİNİKTE TEDAVİLER NASIL YAPILIYOR ?
|
ANALFİSÜR
|
ANAL FİSTÜL / ANAL APSE
|
ANAL TROMBOZU
|
LİNEA DENTATA HASTALIKLARI
|
DERİ PARÇACIKLARI
|